Ölümlü Nesneler Jose Saramago

Jose Saramago‘nun başyapıtlarının tohumlarını atarak, keskin mizahına ve olağanüstü düş gücüne hayran bıraktığı kısa öykülerden oluşan Ölümlü Nesneler kitabı kırmızı kedi etiketi ile raflarda yerini almıştır.

Ölümlü Nesneler kitabının kahramanları eşyalardır. Yazar alaycı ve ironik dili ile esiri olduğumuz eşyalardan yola çıkarak yaşantımıza adeta ayna tutmuş.

Şoförünü rehin alan araba, sandalye devrilirken sona eren hayal, insanlardan kaçan posta kutuları, saldırgan kapılar adeta kendi cehennemini yaratan insanın trajedisini anlatıyor.

Kitap, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülünün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin ve zekice geliştirmiş olduğu felsefi mantığının erken dönem örneklerini sunmaktadır.

Bir sandalyenin diktatörlükte ki kader değiştirici öneminden, ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lideri, kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene olan isyanı nesneler etrafında kuran Jose Saramago’nun hayranlık uyandıracak bu kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.

Ölümlü Nesneler Kitap Tanıtım Metni

Jose Saramago’nun Portekiz’de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü’nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar.

Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago’nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.

“Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir.”

– John Updike, New Yorker

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir