Orhan Pamuk Yeni Hayat Kitap İncelemesi

Yazımızda “Yeni Hayat, Orhan Pamuk” romanı hakkında bilgi, romanın konusu, romanın yazarı hakkında bilgiler yer almaktadır.

Yeni Hayat adlı roman Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk‘un ilk baskısı 1994 yılında yapılmış olan postmodern roman özelliği taşımaktadır.

Roman kişilerin kimliklerini silikleştiren, vak’a düzenini özellikle karmaşık hale getirip mantık sızlaştırması ile klasik romanlardan ayrılmaktadır.

Romanın Konusu Hakkında

Yeni Hayat romanı eleştirmenlerin postmodern roman olarak adlandırıldığı bir roman tekniği ile kaleme alınmıştır. Oluşturduğu vak’a düzeninde özellikle karmaşık bir kimlik bunalımı yaratmış, okuyucunun kafasını karıştıracak kimlik değişimleri şüphelerini özellikle oluşturmuştur.

Yazarın bazı romanında da gözüken kimlik ve benlik değişimi konusu, Orhan Pamuk’un özellikle üzerinde durulması gereken bir saplantısı şeklindedir.

Yeni Hayat okuduğu bir kitaptan etkilenen ve bu kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın hikayesini anlatmaktadır.

Yeni Hayat Kitap Tanıtım Metni

“Yeni Hayat özel bir vaka.”

-The Guardian

Orhan Pamuk’un tuhaf, şiirsel ve başdöndürücü bu romanı 1994 yılında yayımlandığında, tıpkı anlattığı sihirli kitap gibi esrarlı havasıyla kült roman olmuş, bir anda yüz binlerce okura ulaşmış, kırkı aşkın dile çevrilmişti.

“Yeni Hayat insana Walter Benjamin’in, ‘Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır’ sözünü hatırlatıyor. Yeni Hayat özel bir vaka.”

-The Guardian

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk’un coşkulu, lirik ve sihirli romanı Yeni Hayat bu sözlerle başlıyor.

Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikayesi bu.

Kitabın etkisiyle aşık oluyor, üniversite öğrenciliğinden uzaklaşıyor, İstanbul’dan ayrılıyor, bitip tükenmeyen otobüs yolculuklarına çıkıyor, taşra şehirlerine doğru savruluyor.

Onunla birlikte ve aynı hızla sürüklenen okuyucu, kahramanın okuduğu kitabı değil, başından geçenleri izleyerek bize özgü bir hüznün ve şiddetin ta kalbinde buluyor kendini.

Siyah beyaz televizyonlu kahvelere, video seyredilen otobüslere, trafik kazalarına, siyasi kumpas ve cinayetlere, bayi örgütlerine, paranoyakça kuramlara, saat kadar dakik muhbirlere, kaybolan eski eşyaların şiirine ve taşranın öfkesine uzanan bu harikulade yolculuk, Orhan Pamuk’un çağdaş dünya romanının en özgün yaratıcılarından biri olduğunu bir kere daha kanıtlıyor.

Bir yandan Hayat’ın, Eşsiz Anlar’ın, Ölüm’ün, Yazı’nın, Kaza’nın sırlarına, bir yandan da çocukluğun resimli romanlarına, bir belirip bir kaybolan arzu meleğine ve Dante’nin, Rilke’nin şiirlerine açılan benzersiz bir roman. Hayatla okumanın kesiştiği alanda seyreden ve her sayfada katman katman genişleyen sarsıcı bir yol hikayesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir