Son Ada-Zülfü Livaneli

Kitap, emekliye ayrılan bir adamın bir ada satın alması  ve oraya yerleşmesiyle başlamaktadır. Adam ada da yalnız kalmamak için oraya akrabalarını çağırarak, küçük bir muhite dönüştürdükleri ada da mutlu ve huzurlu bir şekilde hayatlarını sürdürmeye devam etmektedirler. Bu adanın en ilginç özelliği burada kimseye adıyla hitap edilmesi yerine evlerinin kapı numarasıyla hitap edilmesidir. Son Ada kitabı ada da bulunan 36 numara da yaşayan kişi tarafından kaleme alınmıştır. Ada halkı elektrik ve telefonun olmadığı ada içinde kendi ürettikleri ürünler ile geçimlerini sağlamaktadırlar. Adanın maddi olarak tek geçim kaynağı, sadece adaya özel olarak yetişen fıstıklar’dır. Ada halkı her yıl fıstıkları toplama mevsimini şölenlerle ve törenlerle kutlamaktadırlar. Yönetimsel olarak hiçbir siyasi olgunun olmadığı ada da insanlar mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamını sürdürürken adaya eski darbeci bir başbakanın taşınması ile işler değişmeye başlar. Bu eski başbakan adanın imara açılması ve daha fazla para kazanmak için insanları örgütlemeye başlar. Başkan ilk olarak geçtikleri yolları gölgeleriyle kokularıyla büyüleyen ağaçları kesmekle başlamıştır. Başkanın gücünden ve gazabından korkan halk ise ne yazık ki seslerini çıkarmamış ve olanlara boyun eğmişlerdir.

Son Ada Kitap Açıklaması

“Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

– Yaşar Kemal-

Son Ada’nın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: “Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu.” Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.

Başkan, Son Ada’yı her tür “anarşi”den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu “çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak” oluşturduğu “kurul”lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu “park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş” bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.

Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır…

“Livaneli’nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya… Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı.”

– Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi

“Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz.”

– Hasan Akarsu, Cumhuriyet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Son Yorumlar